" DİSLEKSİ DOSTU OKUL DİSLEKSİ DOSTU ÖGRETMEN... "
DİSLEKSİ VE DİL SORUNLARI

Özgül öğrenme bozuklukları (ÖÖB) Özellikle okul çağı çocukları için kullanılan bu tanı aslında çok heterojen bir grup için kullanılan genel bir ifadedir. Aynı özgül dil bozukluğunda olduğu gibi, belirlenebilir bir duyusal, zihinsel, yapısal ve sosyal-duygusal bir neden olmadığı halde okuma, konuşma, yazma, matematik ve akıl yürütme becerilerinde sorunlar yaşayan çocuklar ÖÖB tanısı almaktadırlar. Çok farklı belirtileri olan özgül öğrenme bozuklukları temelde 5 ayrı tip olarak ele alınmaktadır (Shames, Wiig ve Secord, 1998): A) Dil bozuklukları sendromu: Aynı özgün dil bozukluğunda olduğu gibi dili anlama, ifade etme, kullanma ve sözcük bulma sorunları ile kendisini gösterir. Okul öncesi dönemde ÖDB yaşayan çocukların pek çoğu okul çağında ÖÖB tanısı almaktadırlar. Bu çocuklar yaşadıkları dil sorunları nedeniyle okuyup anlamayı, dinlediğini kavramayı, özellikle okul çağı dönemde karşılaşılan karmaşık sözdizimini hızlı işlemlemeyi içeren derslerin pek çoğunda başarısızlık yaşamaktadırlar. Okumayazma da dil ile ilgili bir beceri olduğundan, bu çocuklar okuma-yazmayı da geç öğrenmekte ve disleksi (okuma bozukluğu) tanısı almaktadırlar. ÖÖB tanısı almış olan çocukların %40 –60’ında dil ve ilgili bozukluklar görülmektedir (Gibbs ve Cooper, 1989). B) Artikülasyon ve grafomotor koordinasyon bozukluğu sendromu: Bu çocuklar, el, konuşma organları ve diğer organlarda motor becerilerin koordinasyonunda zorluklar çekerler. Bu da artikülasyon bozuklukları, özellikle apraksi adı verilen hareketlerin seri olarak programlanmasında ve yazma ve çizme becerilerinde sorunlar olarak ortaya çıkar. ÖÖB tanısı alanların içinde bu tip sorunu olanların yüzdesi %10-40 olarak rapor edilmektedir. C) Görsel-alansal algı bozukluğu sendromu: Görsel ayırt etme, görsel bellek ve alansal odaklanma olarak ortaya çıkan bu tip bozukluk, ÖÖB tanısı almış çocukların % 5-15’inde görülmektedir. D) Dikkat dağınıklığı ve hiperaktivite sendromu: Dikkati toplama ve odaklamada, veya dikkati birden fazla işe bölmede zorluklar olarak tanımlanan dikkat dağınıklığına aşırı hareketlilik ve kendini denetleme/engelleme zorlukları da eklenince güçlük artmaktadır. Okulçağı çocuklarının %20’sini kapsayan bu bozukluk dil bozukluğu, diğer öğrenme ve davranış bozuklukları ile birlikte görülebilir. E) Sözel olmayan öğrenme bozuklukları: Dominant olmayan beyin yarıküresinin (genellikle sağ yarıküre) etkilenmesi sonucu ortaya çıkan bu sendrom, daha çok aritmetik becerileri ve aritmetiksel düşünme, görsel-mekansal ve sosyal algılama, ve organize olma zorlukları olarak kendini gösterir. ÖÖB tanısı almış çocuklarda yukarıdaki tiplerin biri veya birden fazlası birlikte görülebilir. Hangi alanda olursa olsun, ÖÖB bilgiyi edinme, organize etme ve farklı kanallardan bilgileri entegre etmede zorluklara işaret etmektedir. Dikkat edilirse, dil bozuklukları ile yine büyük ölçüde dilin motor dışavurumundaki sorunları içerdiğini söyleyebileceğimiz artikülasyon ve grafomotor sorunların toplamı ÖÖB tanısı alanların çok önemli bir miktarında rastlanmaktadır. Gibbs ve Cooper (1989)’a göre, ÖÖB’li çocukların %90’ından PINAR EGE 2006, 7 (2) 12 fazlasında bir çeşit iletişim bozukluğu görülmektedir. Dil özellikleri: Özgül öğrenme tanısı almış çocukların çoğunluğunun dil ile ilgili sorunları olduğundan, erken çocuklukta da büyük bir olasılıkla gecikmiş dil tanısı almış olabileceklerinden bahsetmiştik. Ancak çocuklar, bazı farklılıklar olsa da, 4-5 yaşına kadar dilin temel kurallarını öğrenmiş olmaktadırlar. Ancak okul, çocuklardan farklı iletişim becerileri talep etmektedir. Öncelikle dilüstü becerilerde okul çağlarında hızlı bir gelişim izlenmektedir. Hatırlanacağı gibi, dilüstü beceriler dili analiz etme, dil hakkında bilinçli olarak düşünme becerilerine denir. Okul çağı başında okuma-yazma öğrenme için gerekli olan sesbilgisel farkındalık ile başlayan okul taleplerine, daha sonra şakaları, çok anlamlılığı, mecazi anlamları anlama gibi dilüstü beceriler eklenir. Bunlara ek olarak okulda çocuklardan usta bir iletişimci de olmaları beklenmektedir. Okul çocuğu dili düşünmek, öğrenmek ve problem çözmek için kullanmak zorundadır. Okul çocuğu düşüncelerini, gerek sözel ve gerek yazılı olarak, mantıklı, iyi planlanmış bir şekilde ve akıcı olarak ifade etmek durumundadır. Hızlı bir şekilde bellekteki bilgiye ulaşmalı, söylem ve yazım kurallarını bilmeli, farklı kaynaklardan gelen bilgiyi soyutlayıp sentezlemelidir. Okul çağında dil sorunları çeken çocuklar kendilerinden daha küçük çocukların dil özelliklerine sahiptirler. Konuşmada da, okumayazmada da olgun dilüstü becerilere ve stratejik dil kullanımına ulaşmamışlardır. Kavram ve dil bilgileri yetersizdir. İletişimin aynı anda hem bütününe hem de ayrıntılarına bakamazlar. Sözel veya sözel olmayan iletişimi aynı anda algılamayabilirler. Metin şemaları, öykü grameri (yapısı) kurallarını yeterince kavrayamamışlardır. Bütün bunlar okuduklarını anlamalarına ve yazmalarına da yansır. Öğretmenlere öneriler • Okul çocuğunun dil değerlendirmesi yalnızca değerlendirme bölümünde belirttiğimiz gibi dilin temel yapıları açısından değil, müfredatın gerekleri açısından da yapılmalıdır. Okul müfredatının hem içerik hem de beceri açısından çocuktan neler beklediği ve çocuğun bunlardan ne kadarına sahip olduğu veya becerileri açısından bunları karşılayıp karşılayamayacağı belirlenmelidir. Değerlendirme sonucuna göre çocuğa müdahale planı hazırlanmalıdır. Müdahale sınıf öğretmeni, dil ve konuşma bozuklukları uzmanı ve rehber öğretmen işbirliği ile yapılmalıdır. Bunun dışında: • ÖDB olan çocuklar için verilen önerilerin hemen hemen hepsi ÖÖB olan çocuklar için de geçerlidir. • ÖDB şüphesi olan veya okulöncesi dönemde ÖDB olduğu bilinen çocuklarla erken okul çağı veya okulöncesinde sesbilgisel farkındalığın geliştirilmesi için yapılacak çalışmalar okuma-yazma öğrenimini hızlandırmak açısından faydalı olacaktır (Blachman, 1994; Turan ve Ege, 2003). • Öğretmen yapılan değerlendirmede çocuğun belirlenen özelliklerine göre, çocuğa sorulan sorularda, verilen ödevlerde ve sınavlarda bazı uyarlamalar yapabilir. Ödevler, sorular ve sözel ve yazılı yönergeler kısaltılabilir, basitleştirilebilir, sayıları azaltılabilir. • Sınavlarda çocuklara bilgiyi organize edebilmeleri için ipuçları verilebilir. • Çocuğa daha çok soru sorma ve zaman kullanma olanağı tanınabilir. 

 

 

 

ÖED2016